İçimizden Bir Çocuk
Sibel Çetingöz
Çocuklar için müze gezmek artık çok keyifli!
santralistanbul, “müzenin insandan uzak bir kavram olmadığını, hayatın içinde ve keyifli olduğunu hissettirmeyi” hedefliyor. Eğitim Koordinatörü Sibel Çetingöz ile “Müze ve Çocuk” üzerine konuştuk. 3-13 yaş grubu çocukları sürekli aktif kılan atölyeler ve turlar hakkında bilgi aldık. Çocuk psikolojisi eğitimi alan Çetingöz, eğitim programlarının içeriklerini hazırlarken Türkiye için çok yeni olan bu konuda sürekli araştırmalar yapıyor ve yenilikleri izliyor.
- santralistanbul projesi nasıl ve hangi amaçla doğdu? Siz bu projeye ne zaman ve nasıl dahil oldunuz?
{{resim1burayagelecek}}santralistanbul 2007 Eylül’de Bilgi Üniversitesinin projesi olarak açıldı, ben daha önce ekibe dahil oldum. Çocuk psikolojisi eğitimi aldım. Bu projeye kadar hep çocuk, okul ve aile konularının içindeydim. Kültür sanat ve çocuk, müze ve çocuk Türkiye’de çok yeni bir alan. Benim için de yeni bir konuydu. Sanat ve Enerji Müzeleri için çocuklara eğitim programları hazırlanacaktı. santralistanbul 2007 Eylül’ünde Ana Galeride “Modern ve Ötesi Sergisi” ile açıldı. Sergi açılmadan yaklaşık 1 yıl önce ekibe dahil olduğum için zamanımız vardı. Yurtdışındaki müzeleri gezdik. Programların nasıl üretildiğini ve sunulduğunu gördük. Türkiye’de bu konunun henüz eğitimi ve uygulama örnekleri yok. “Müze” yetişkinler ve çocuklar için çok uzak bir konu. Hayatın içinde bir şey olarak görünmüyor. “Çocuğumu keyifli zaman geçirmesi için müzeye götüreyim” diye bir alışkanlığımız yok. Alışkanlıklar daha çok alışveriş merkezleri ve sinema ile sınırlı. Hem cazip hale getirmek, hem de fark ettirmeden çocuklara bir şeyler kazandırmak önemli.
Biz bir okul ya da eğitim kurumu değiliz, öğretmek birincil amacımız değil. Bizim en temel hedefimiz; müzenin insanlardan uzak bir kavram olmadığını, hayatın içinde olduğunu, keyifli olduğunu hissettirebilmek ve yeniden gelmelerini sağlayabilmek. Zaten bilimsel bir gerçek var ki, insan keyif aldığı şeyi öğreniyor da aynı zamanda.
- İlk olarak hangi eğitim programlarını hazırladınız? İlgi nasıldı?
{{resim3burayagelecek}}Enerji Müze’sinde ve Ana Galeri’de 9 ay süren Modern ve Ötesi sergisi kapsamında okullara yönelik tur programları ile başladık. Okul öncesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. “Çocuklar biraz daha büyüsün, biraz daha bilinçlensin sonra başlayalım”, diye düşünülmemesi gerekiyor.
Enerji Müzesi ve Modern ve Ötesi Sergisi için 3 yaşından başlayarak farklı içerikler oluşturduk. 3-6, 6-9, 9-12, 12-15 gibi farklı yaş gruplarına yönelik programlar hazırladık. Rezervasyon yaptırmak için arayanlar “Çok küçük yaşlardaki çocuklar için olmaz değil mi?” diye soruyorlardı, küçük yaşlar için müze programları olabileceğini beklemiyorlardı. Bir süre sonra kulaktan kulağa duyuldu.
Şu anda Mayıs ayı sonuna kadar tüm programlarımız dolu. Beklemedikleri bir şeyle karşılaşıyorlar. 2 saatlik müze tur programlarımızı bir atölye gibi tasarladık. Örneğin Enerji Müzesi turunda Alternatif Enerji Kaynakları, Enerji Tasarrufu oyunları oynuyoruz, çalışma kağıtları dağıtıyoruz.
- Müze turları ve atölye çalışmalarının içerikleri nasıl belirlendi?
Eğitimim gereği “yaş gruplarına göre öğrenme yöntemleri” konusuna hakimim. Hangi yaş grubuna, hangi yöntemle neyi nasıl verebileceğinizi biliyorsanız, farklı temalarla bağlantı kurabiliyorsunuz. Önce programları kağıt üzerinde oluşturdum. Ancak asıl iş bundan sonra başladı. Kağıt üzerinde oluşturduğunuz harika şeylerin bazılarının uygulama aşamasında elenmesi gerektiğini görüyorsunuz. İlk birkaç ay okullarla yaptığımız uygulamalar sonucunda programlarımızı revize ettik. Rehberlerimiz Bilgi Üniversitesi mezunu, farklı eğitim konularından geliyorlar.
Son dönemde Türkiye’de müfredat “yeniden yapılandırmacı” yaklaşımla yenilendi. Biz de çocuğu sürekli aktif olmaya yönelten bu yöntemi uyguluyoruz. Öğretmeler geldiklerinde, “bu yöntemi nereden biliyorsunuz?” diyorlar, şaşırıyorlar. Tur sonunda çocuklara ve öğretmenlere verdiğimiz değerlendirme formlarımız var.
- Aile ve eğitmenlerden nasıl yorumlar alıyorsunuz?
Biz yeni bir şeyler oluşturuyoruz ve bunun gelişmesi için değerlendirme formlarındaki yorumlar çok önemli. Bugüne kadar çok olumlu yorumlar aldık. Daha da iyisini yapmak için çalışıyoruz. Zaman içinde programları yeniliyoruz.
- Çocuklar için müze turları kaç kişilik gruplarla düzenleniyor?
Eskiden kalma şöyle bir alışkanlık var: Çocuklar müzelere 50-100 kişilik gruplar halinde gider ve hızlıca gezerler. Bizim gruplarımız en fazla 25 kişiden oluşuyor. Daha fazlası ile program içeriğini uygulayamayız. Devlet okulları için bile sınıfları 25 kişilik gruplara bölüyoruz.
- Enerji ve Sanat Müzelerini kaç yaş grubu gezebilir?
3 yaştan itibaren her yaş grubu. 3 yaş sanıldığı gibi küçük değil.
- Müze turları ve atölyelerden söz eder misiniz?
Hafta içi Enerji Müzesi’nde çocuklara özel sürekli müze turu ve eğitim programları var. Ayrıca süreli sergilerin de mutlaka çocuklara yönelik özel eğitim programları oluyor.
{{resim2burayagelecek}}Hafta sonları, Cumartesi ve Pazar günleri çocuklara özel atölye çalışmalarımız var. 2 ana temamız var: Sanat ve Enerji. Bu ana başlıkların birçok alt başlıkları oluyor. Örneğin bu yılki programda “Elektrik Elektronik, Robot, Geceyi Aydınlatıyorum, Neymiş Bu Elektrik?, Enerji Öyküleri” atölyeleri var.
Atölye mekanımız var ancak bazı atölyeleri de müzenin içinde gerçekleştiriyoruz. Enerji Öyküleri ve Müzede Dans atölyelerini Enerji Müzesi’nin içinde yapıyoruz. O sırada müzeyi gezenler çocukların çalışmalarını görüyor. Bu uygulama “müzenin yaşanır hale gelmesini”, canlı ve hareketli olmasını sağlıyor. Çocukların dikkatleri dağılmıyor. Ziyaretçiler için de çok ilginç oluyor.
Kış Döneminde 11 farklı başlık altnda toplam 40 atölye çalışması gerçekleştirdik. Eğitimciler konusunda uzman kişiler. Örneğin Müzede Dans Atölyesi’nin eğitmeni dansçı Tuğçe Tuna. Çılgın Kartonlar, Renk Çizgi Form atölyelerini uzman bir ressam ile çalışıyorlar. Bazı atölyeleri Santralistanbul Eğitim Birimi yürütüyor. Örneğin bu yıl Geri Dönüşümlü Sanat, Hayal Edelim Çizelim Boyayalım atölyelerini Eğitim Birimimiz yürütüyor.
Çocukların anne ve babalarıyla katılıp birlikte kaliteli zaman geçirdikleri “Aile Atölyeleri” çok ilgi çekiyor. Örneğin, 4-6 yaş grubu çocuklara yönelik olarak yaptığımız “Fırça Robotlar” ve “Işıklı Çöp Adam” atölyelerini Aile Atööyesi şeklinde gerçekleştiriyoruz. Anne ve babalar çocuklardan daha heyecanlı bir biçimde, büyük bir motivasyonla çalışıyorlar.
Okul turları ücretli, devlet okullarına indirim uygulanıyor. Okul turları Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri oluyor. Pazartesi günleri müze kapalı.
Mart, Nisan, Mayıs aylarındaki Bahar Atölyelerinde “Herkes İçin Su Sergisi” ile bağlantılı ağırlıklı olarak “Su” teması kullanılacak. Hafta içi okul turları olacak. Hafta sonlarında saat 11.00’de 13.00’te ve 15.00’de farklı yaş gruplarına yönelik turlar gerçekleştirilmekte. Gruplar 20 kişi ile sınırlı oluyor. Kayıtlar Biletix.com’dan yapılabiliyor.
- En çok hangi yaş grubu atölyeler ilgi görüyor?
{{resim4burayagelecek}}4-6 yaş atölyeleri çok ilgi görüyor. 7-12 yaş da öyle. 12 yaş sonrasına düzenlediğimiz bir etkinlik olmadı henüz. Onlar daha çok kendi kendilerine bir şeyler yapmayı seviyorlar. Sömestr tatilinde 7-12 yaş grubu için 1 hafta süreli bir etkinlik yaptık. Eğitmenliğini Sinema-Televizyon bölümünün yürüttüğü Film Atölyesi. Aynı atölyeyi 12-15 yaş grubu için de tekrarlamayı düşünüyoruz.
- Sergi ve atölyelere gelen ebeveynlere, eğitmenlere ve çocuklara önerileriniz neler?
Önemli olan “müzenin hayatın içinde olması”. Bunun için de “çocukla birlikte gidiyor olmak” ve bunun keyifli olduğu izlenimini yaratılması gerekiyor. Müzenin bizim sunduğumuz gibi özel bir programı yoksa, öğretmenin önceden gidip bir hazırlık yapması iyi olabilir. Çocukları aktif kılıyor olmak çok önemli. Genel olarak müzelerde biri anlatır diğerleri dinler. Yetişkinler için evet ancak çocukların aktif oldukları etkinliklere yer verilmesi önemli. En önemlisi bu mekanların hoş keyifli yerler olduğunu göstermek ve çocukla birlikte yaşamak.
Örneğin sanat müzelerinde her eserin bir etiketi vardır. Buradan hareketle etiket okumayı öğretebilirler. “Siz olsanız ne isim verirdiniz?” diye sorarak oyunlaştırabilirler.
Çok eser olan büyük müzelerde tümü bir seferde gezilmemeli. Biz de Ana Galeri’deki tüm eserleri tur programımıza almıyoruz. Yaş grubuna göre bazen 3 bazen 10 eser seçiyoruz. 3 eserle 1,5 saat çalışabilirsiniz. Ama 1,5 saat içinde 50 eser gösteremezsiniz.
- Çocuklar Enerji Müzesi ve Sanat Müzesi’ni gezerken uyması gerek kurallar var mı?
Enerji Müzesi ve Sanat Müzesi’nin farklı kuralları var. Enerji Müzesi turlarında çocuklara şunu söylüyoruz: “Bu müzede her şeye dokunabilirsiniz.” Her yerde “müzede hiçbir şeye dokunulmaz” diye duymuşlar. Birdenbire çok farklı bir yere geldiklerini hissediyorlar.
Bazen aynı okul grubu hem Enerji hem de Sanat Müzesine geliyor. Enerji’de dokunabiliyorlar, Sanat’ta dokunamıyorlar. Aradaki farkı anlamaları için “neden dokunamazsınız?” sorusunun cevabını anlatan güzel oyunlarımız var. “Dokunmayın” demiyoruz, dokunurlarsa ne olacağını görüyorlar.
Özelikle Enerji Müzesinde rehberli gezmeleri çok önemli. Bilgi Üniversitesi öğrencileri için “Görevli Öğrenci Programı” var. Öğrencilerden isteyenler üniversitenin çeşitli birimlerinde çalışabiliyorlar. Müzede çalışmak isteyen bir öğrenci grubu var. Gönüllü değil “görevli” öğrenciler bunlar. Sembolik de olsa bir ücret alıyorlar. Programda hangi gün kimin görevli olduğu belirli. Kalabalık bir rehber kadromuz var diyebiliriz. Enerji Müzesi’nin alt giriş katında 22 tane ünitenin olduğu “Enerji Oyun Alanı” var. Özellikle bu alan için mutlaka rehber gerekiyor.
- “Askıda Atölye” adlı özel bir çalışmanız var? Amacı nedir?
“Bölge ile bütünleşmek” Santralistanbul için çok önemli. Eyüp’teyiz ancak bu bölgede yaşayanlara henüz yabancıyız. Geçen yıl çevredeki devlet okullarını ziyaret ettim. Burayı “ulaşılmaz, herkesin gelemeyeceği” bir yer olarak görüyorlar.
Atölyelerini içinde İtalya’daki “Askıda Kahve” uygulamasına benzer şekilde “Askıda Atölye” yaptık. Ailelere 1 atölye parası yerine 2 atölye parası ödemeyi öneriyoruz. Havuzda birikenlerle de devlet okullarından ücretsiz atölyelere katılımcı gelmesini sağlıyoruz.
- Sibel Çetingöz’ü bize anlatır mısınız?
İstanbul Üniversite Edebiyat Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunuyum. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Gelişim Nörolojisi bölümünde yüksek lisans yaptım. 1985 yılından bu yana okullarda eğitim koordinatörlüğü yaptım. Müfredatı yeni bir dille anlatmak, okul programını zenginleştirmek, öğretmen eğitimleri gibi konularda çalıştım. Eğitimle ilgili okullarda değil de sisteme dışardan bakarak uygulamalar geliştirmek istedim ve Santral İstanbul ile buluştum. Bu iş çok yeni ve benim için çok heyecan verici. Gelişecek bir alan ve bu alanda ilk çalışmaları yapmak bana ayrı bir mutluluk veriyor.
- Sizin çocukluğunuz ile bugünkü çocukları karşılaştırın, diye sorsak?
Şimdiki çocukların hem şanslı hem de şansız oldukları konular var. Hep yapılandırılmış bir şeylerin içindeler. Her şey onlar için düzenlenmiş. Kendi kendilerine varolmaları, serbest olmaları, zamanı istedikleri gibi kullanmaları çok mümkün değil. Sokakta oynayabilme şansları da yok. Biz onlara bu kayıp olan şeyleri sunmaya çalışıyoruz. Hafta sonlarını alışveriş merkezlerinde geçiriyorlar. Evlerinde elektronik iletişim olanakları olan çocuklar gerçek iletişim ve gerçek ilişkiden giderek uzaklaşıyorlar. Ben çocukluğumda bu açıdan çok şanslıydım. Fatih’de büyüdüm. Babam diş hekimi, muayenehane ve ev çok yakındı. İlkokul 3. sınıftan itibaren her hafta sonu muayenehanede çalışmaya giderdim. Haftalık alırdım. Babam bu konuda ciddi davranırdı, saatinde gitmezsem kızardı. :) Bu nedenle sorumluluk bilincimin çok geliştiğini düşünüyorum. Ama diş konusunda fobim var. :) Bu tür gerçek deneyimlerin bir çocuğun hayatında çok değerli olduğunu düşünüyorum.
Şimdi birçok şeyi çocuklar adına anne-babaları yapıyor, yapamayanlar suçluluk hissediyor. Çocuklara fazla sorumluluk verilmiyor. Çocuğun kendi kendine yapması gereken şeyler var. Atölyelerde çocukların çok sabırsız olduklarını gözlemliyoruz. Kendisi yerine yapılacak olanı, oradaki yetişkinlerden yapmalarını bekleyenler, “Niye sen yapmıyorsun?” diye soranlar oluyor. Böyle bir alışkanlık var. Oysa bizim için önemli olan, kötü olsun, bozuk olsun ama kendisi yapsın. Önemli olan ürün değil, süreç ve süreçte yaşayacakları. Sabırla üretmesi, kendisininkini bitirince arkadaşına yardım etmesi. Bunlar çok önemli.
Bu röportajın tüm hakları www.cocukvizyon.com'a aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.